Bahattin Karakoç
(1930 - 2018)
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
— Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
(...)
Bahattin Karakoç'un bu şiiri, bireysel bir bekleyişi ve hasreti dile getirmekle birlikte doğaya dair çok zengin bir imge dünyası sunar. Şiir boyunca "Ihlamurlar çiçek açtığı zaman" dizesi bir zaman belirteci gibi görünse de, aslında mevsimsel bir dönüşümü ve doğanın yeniden canlanışını simgeler.
Şiirdeki kar, dağ, buz, kuş, gül, ışık, ay gibi doğa unsurları, insan duygu dünyasının birer uzantısı olarak sunulur. Bu durum, insan ile doğa arasındaki duygusal ve varoluşsal bağı öne çıkaran ekoeleştirel bir okumaya olanak verir.
"Bir yanım mosmordur, bir yanım beyaz, / Bir yanım karakış, bir yanım ilkyaz."
Bu dizeler, insanın içsel döngüsünün doğanın mevsimsel döngüsüyle ne kadar paralel olduğunu gösterir. Kış ve ilkbahar, sadece dışsal olgular değil, insanın ruh hallerinin sembolik karşılıklarıdır.
"Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız"
İnsan ruh halinin doğayla ne denli iç içe geçtiğini gösterir. Bu, ekolojik okuryazarlığın temeli olan doğayı anlamak ve ondan etkilenmek bilinciyle uyumludur.
"Bir avuç kuru çiçek topladım / Sevgiyle, özenle tek tek topladım"
Çiçekler, geçmişin anıları ve geleceğin umutları olarak double işlev görür. Kurusa bile kırılganlıklarını korurlar, tıpkı ekosistemler gibi.
"Mevsimi geçiyormuş, geçsin varsın, / Hep böyle dönüyor zaman tekeri."
Doğanın döngüsel zamanına saygı duyan bir birey sesi duyulur. Linear, ilerlemeci zaman anlayışına karşı, doğanın kendi ritmini kabul eden bir yaklaşım.
Ekolojik Mesaj: Doğayla birlikte yaşama, mevsimleri dinleme ve içselleştirme temaları, şairin dilinde sadece bir fon değil, varlığın kendisi olarak yer bulur. İnsan, doğayla birlikte anlam kazanır. Bu şiir, çevreye duyarlı, döngüsel zamana saygı duyan bir bireyin sesi olarak okunabilir. Modern ekoeleştirinin ruhuna uygun şekilde, çevreyle olan bağın duygusal ve varlıksal boyutunu vurgular.