Aşık Veysel Şatıroğlu
Bizim eller yaylasına yürümüş
Tez gidelim o dostlara erelim
Boz dumanlı soğuk sulu yaylanın
Soldurmadan çiçeğini derelim
(...)
Aşık Veysel'in "Bizim Eller Yaylasına Yürümüş" adlı şiiri, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi merkezine alan; yöresel yaşamı, hayvanlarla kurulan bağı ve tabiatın ritmini öne çıkaran güçlü bir ekoşiir örneğidir.
"Bizim eller yaylasına yürümüş" dizesi, fiziksel bir yolculuktan çok daha fazlasını temsil eder. Burada yaylaya gitmek; doğaya yaklaşma, köklerle buluşma, insanın kendi özünü yeniden hatırlaması anlamına gelir.
"Kuz'lamış koyunlar kuzular körpe / Saf tutar güzeller el çırpa çırpa" Bu dizeler, geleneksel Anadolu yaşamında insan, hayvan ve doğanın ayrılmaz bir uyum içinde olduğunu gösterir.
"Her çiçeğin bir mevsimde yer olur / Bu sırrı da tabiata soralım" Burada doğa kendi yasaları, kendi zamanları, kendi ritmi olan bir bilge gibi resmedilir.
"Bülbüller susmadan güller solmadan / Sümbüller kuruyup hep toz olmadan" Bu dizeler ekoeleştirel açıdan çok önemlidir. Çünkü burada şair, bir yok oluş tehlikesine, bir ekolojik kırılma noktasına işaret eder.
"Zurba zurba kekliklerin görelim" Şiirde kekliklerin görülmek istenmesi, onların azalan varlığına bir ağıt gibidir.
"Sarı durnam tel tel olmuş kanadın / Âhu gözlüm sümbül saçlı meralım" Bu dizelerde durna ve meral (geyik yavrusu) kutsal, estetik ve duygusal varlıklar olarak sunulur.
Sonuç: Bu şiir, insan-doğa ilişkisinin en arı hâlini yansıtır. Yayla, sadece bir mekân değil; insan ruhunun dinlendiği, doğayla bütünleştiği, zamanın ritmine uyduğu bir varoluş alanıdır. Ekoeleştirel açıdan bu şiir, doğa ile barışık bir yaşam anlayışının edebî bir manifestosudur.