Nazım Hikmet
Lambayı yakma, bırak,
Sarı bir insan başı
Düşmesin pencereden kara.
Kar yağıyor
Karanlıklara.
(...)
Nazım Hikmet'in "Kar Yağıyor" şiiri hem yalnızlık hem hatırlama hem de doğanın sessizliği ile örülmüş güçlü bir duygusal atmosfer oluşturur.
"Kar yağıyor / Ve ben hatırlıyorum"
Karın düşüşündeki sessizlik, zihnin iç sesini yükseltir. Doğa, insanı kendi
iç dünyasına döndürür.
"Şehir / Kör bir insan gibi kaldı / Altında yağan karın"
Doğa, modern şehir yaşamının üzerini örten bir güçtür.
Şehir bile doğanın karşısında "kör", yani aciz, sessiz ve renksizdir.
Bu, ekoeleştiride sıkça vurgulanan doğanın unutulan otoritesini hatırlatır.
"Üflenen bir mum gibi söndü / Koskocaman ışıklar"
İnsan yapımı ışıklar (şehir, teknoloji, modernlik) doğanın beyaz örtüsü
karşısında zayıftır.
Bu, doğanın insan eliyle kurulmuş düzeni kolayca etkileyebildiğini gösterir.
"Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların / Dilsiz olduklarını anlıyorum"
Karın dışarıdaki sessizliği, insanın içindeki sessizlikle birleşir.
Doğa-insan ilişkisinin duygusal bir bağa dönüşmesi ekoeleştirinin
önemli bir boyutudur.
Ekolojik Mesaj: Kar, yalnızca bir hava olayı değil; insanın belleğini harekete geçiren, şehri sessizleştiren ve insan ile doğa arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan bir güçtür. Doğa, modernliğin gürültüsünü susturur ve insanı içsel sessizliğe davet eder.